Ukrayna Savaşı ve Almanya Savunma Bütçesi-2 - savunmaanaliz
AskeriSavunma Harcamaları

Ukrayna Savaşı ve Almanya Savunma Bütçesi-2

Almanya, Soğuk Savaş sonrasında Rusya ile yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler kurdu. Alman yöneticiler, ticaret ve iş birliği yoluyla kurulan ilişkilerin bölgesel istikrarı güçlendireceğini düşündüler. Ancak Rusya, Kırım ve Gürcistan’dan sonra Avrupa sınırında Ukrayna’ya saldırarak bu akıllıca yöntemi çökertti. Yeni oluşan durum geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi Alman siyasilerinin ordunun taleplerini duymasını sağladı. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi 52.76 milyar dolar ve %1.4 olan savunma bütçesi bu uyanışın bir sonucu olarak Alman hükümeti tarafından bir seferlik 100 milyar Avro ve yıllık %2 (bu oranın 2022 karşılığı 75.5 milyar Avro, 2026 yılı karşılığı 85.6 milyar Avro’dur) oranına artırıldı.

Alman Savunma Bütçesinin Yıllara Göre Değişimi

Aslında bütçe artırım kararı alan sadece Almanya değildi. Almanya kadar olmasa da Belçika, Romanya, İtalya, Polonya, Norveç ve İsveç’te aynı dönem oluşan tehdit algısıyla savunma harcamalarını artırma sözü verdiler. Dünya ülkelerinin savunma bütçeleri bu yıl ilk kez 2 trilyon doları aştı ve tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Korona salgının tüm dünyada yarattığı ekonomik kriz bile savunma harcamalarındaki artışı durduramadı. Ukrayna Savaşı’ndan sonra İsrail’in silah ihracatı %30 arttı. İsrail savunma sanayii ihracatının büyük kısmını Rus tehdit algısıyla Avrupa’ya; Uzak Doğu ülkelerinin büyüyen Çin tehdit algısıyla Asya ve Pasifik bölgelerine yapmaktadır. Almanya’da İsrail’den silah alımı yapan ülkelerden bir tanesidir. Bu haftaki yazımın asıl konusu Alman savunma planlamacılarının bu miktar devasa bir bütçeyi nasıl kullanacakları, hangi kabiliyet açıklarını kapatmaya çalışacakları üzerinedir. Bu yeni durumun bölgenin güvenliğine nasıl etki edeceği ise ayrı bir makalenin konusudur.

Kuvvet Yapısı ve Planlama

‘Bir ordunun kuvvet yapısı anayasada tanımlanan görevini icra etmesini sağlayacak unsurlardan oluşur. Bu unsurlar sadece silah sistemlerinden değil insan gücünden, komuta kontrol, eğitim ve lojistik unsurlardan oluşur.  Alman Silahlı Kuvvetleri Bundeswehr’e anayasada verilen görev nedir? Bundeswehr’in temel görevleri; Almanya topraklarını korumak, uluslararası barış ve güvenlik görevlerine, NATO görevlerine katkıda bulunmak ve kriz zamanlarında sivil makamları desteklemektir. Ülke içinde iç güvenlik sorumluluğu yoktur. Bundeswehr’in görevi, Alman Anayasası’nda mutlak savunma ile sınırlıdır (Madde 87a). Savunma Bakanı Christine Lambrecht, ayrılan bütçenin  amacını “Silahlı kuvvetlerimizin temel görevlerini tam olarak yerine getirebilmesi, yani ülkemizi ve müttefiklerimizi savunmak için donatmamızı sağlamaktır. ” şeklinde açıklamıştır.

Kuvvet yapısının planlanmasında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Tehdit tabanlı yaklaşımlar genelde sayısal silahlanma yarışına ve güvenlik ikilemine sebep olmuştur. Bu yarışın tek kazananı ise silah ihraç eden ülkeler olmuştur. Savunma bütçelerini daha akıllıca kullanabilmek amacıyla yetenek tabanlı planlama yöntemleri tehdit tabanlı yaklaşımların yerini almıştır. Kuvvet yapısında tamamiyet sağlanması bir alanda mükemmel olmakdan daha önemlidir. Örneğin 5. nesil uçağınız var ama yeterince mühimmatınız yok veya mühimmatınız var ama 5. nesil uçağın yapabileceği görevlerin sadece bir kısmı için yeterli. Bunlar abartılı negatif örnekler olarak gelebilir ama son yıllarda yaşanan savaşlarda, bir türlü anlam verilemeyen “Bu tankı neden kullanmıyorlar? Bu uçağı neden uçurmuyorlar?” sorularının muhtemel cevabı kötü kuvvet planlaması olabilir. Bu sebeple silah sistemlerine odaklanmak yerine kabiliyetlere odaklanmak daha etkin bir planlama yöntemidir. Konumuz olan Almanya özelinde bir örnek daha açıklayıcı olacaktır. Almanya için hava üstünlüğü kabiliyetinde bir açık var mıdır? Parlemonto raporuna bakıldığında harekatın gözleri olan radarlarda, hava savunma sistemlerinde, av uçaklarında ve eğitimde çok ciddi sorunlar olduğu görülmektedir. Görmeden nasıl önleme yapabilirsiniz? Diyelim radarlar gördü, komuta kontrol yönetimi gerekli kararları aldı. Tehdidi nasıl önleyeceksiniz? Önlemeyi iki türlü yapabilirsiniz: Önleme uçaklarıyla veya hava savunma sistemleriyle. Almanya’nın envanterinde bulunan Eurofighter uçakları önleme kabiliyeti yüksek uçaklardır ancak sayısı az ve faaliyet oranı düşüktür. Uçağı kaldırdınız , tehditle buluşturdunuz , kaç gün yeterli hava hava mühimmatınız vardır? Pilotun ve kontrolörün eğitimi yeterli midir?

Hava üstünlüğü yeteneğinin karşılanmasında kullanılan diğer yöntem ise hava savunma sistemlerini kullanarak önleme yapmaktır? Amanya’nın bu konuda kabiliyet açığı çok daha büyüktür. Bu iki yöntemden birisinin mükemmel olması hava üstünlüğü kabiliyetinizin tamam olduğu anlamına gelmeyecektir. En ideal çözüm iki yöntemin karışımından oluşan yetenek bileşenleri olmasıdır. Çünkü iki yöntemin birbirini ikame edemeyeceği tehdit türleri vardır. Bu örnek üzerinden giderek kabiliyetlerde açıklar bırakmayacak ve anayasa ile verilen görevi yerine getirecek şekilde Alman Silahlı Kuvvetleri Bundeswehr’in kuvvet yapısının yeni bütçeyle oluşturulması gerekmektedir.

Alman Silahlı Kuvvetleri Kuvvet Yapısı

Aslında Almanya’nın nasıl bir kuvvet yapısına sahip olmak istediği “Essential Principles for the Bundeswehr of the Future” raporunda özetlenmektedir: “Bundeswehr, müşterek ve birleşik harekata kabiliyetine sahip, daha modern ve çevik komuta yapıları olan, daha fazla dijital ve özetle NATO Takımında sağlam bir oyuncu olmalıdır”. Almanya, NATO ittifakı içinde hareket etme politikasından en azından şu aşamada vazgeçmemektedir. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi Almanya’nın nükleer güç olmamasıdır. Nükleer bir güçle komşu olmanın gereğini yerine getirmektedir. Nükleer savunmayı ittifaka bırakıp Alman Silahlı Kuvvetleri’nin konvansiyonel kuvvet yapısında neleri önceleyecebileceğine daha yakından bakalım.

İnsan Gücü:

Bazı araştırmacılara göre Alman ordusunun görünenlerin ötesinde problemleri vardır. Yılların verdiği ihmal ve çözümsüzlükler ordunun birlik olma ruhunu ve hiyararşiyi ciddi anlamda zedelemiştir. Alman halkı her ne kadar bütçe artırımını onaylasa da diğer ülkelerin aksine askerlerini kahraman olarak tanımlamayı veya özel bir statü içinde görmeyi istememektedir.  Aşağıdaki tabloya bakıldığında ABD’de askerlerini kahraman olarak tanımlayanların oranı %50, İngiltere’de %32 iken Almanya’da sadece %15’tir. 

Alman gençlerinin askerlik mesleğine ilgisi azdır. Göçmen kökenli Alman vatandaşlarının tercih ettiği bir meslek olma eğilimi gözlemlenmektedir. Mevcut askerlerin yarısının 2030 yılında emekli olması beklenmektedir. Emeklilik sisteminin yansımasıyla yaş ortalaması oldukça yüksektir. Yetenek havuzunda personel sayısının ve niteliğinin artırılmasına ayrıca ordunun gençleştirilmesine ihtiyaç vardır. Personel sayısının 250.000 askere çıkartılması hedeflenmektedir. 

Kara Gücü:

Ukrayna’daki savaş, modern harekatın yeniden değerlendirilmesine sebep oldu. Günümüz harekat ortamında artık yeri olmadığı tartışılan tanklar önemini bir kez daha ispat etti. Kuvvet planlamacıları tank sayısını 328’e çıkarmayı, zırhlı personel taşıyıcı sayısını ise 350’ye çıkarmayı hedeflemektedir. Boxer zırhlı personel taşıyıcı tedarik edilmesi planlanan adaylardandır. Benzer şekilde daha fazla Puma paletli zırhlı muharebe aracı (304 milyon Avro) tedarik edilecektir. Bu tedarik planlamasıyla kara gücünün hareket ve hızlı intikal kabiliyetinin artırılması istenmektedir.

Almanya, 2023 yılına kadar NATO’nun Çok Yüksek Hazırlık Seviyesine sahip Müşterek Görev gücü (VJTF) için tam donanımlı bir tugay, 2027 yılına kadar modernize edilmiş bir mekanize tümen ve 2031 yılına kadar harbe hazır üç mekanize tümene sahip olabilmeyi hedeflemektedir. 2031 yılına kadar üç tümen için birer topçu alayı ve birer Çok Namlulu Roket Atar taburuyla Topçu birliklerinin yeniden büyütülmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, zırhlı PzH 2000 kundağı motorlu obüslerini, Fransa’nın CAESAR kundağı motorlu obüsleri gibi, daha hareketli tekerlekli bir versiyonla eşleştirmeyi planlamaktadır. Böylece kara gücünün hareketli ateş gücü kabiliyeti artırılacaktır. Tahsis edilen ilave savunma bütçesinin 16,6 milyar Avro’luk kısmı kara gücü için harcanacaktır.

Alman Kara Kuvvetleri Leopar 2 Tankı

Ordunun hafif destek helikopteri ihtiyacı için Airbus H145M alımı planlanmaktadır. H145M helikopterine yeni mühimat enregrasyonu ve lojistik desteklenebilirliği ülke içinde mümkün olacaktır. Ayrıca oldukça eskiyen CH-53 nakliye helikopterinin yerine düşünülen STH ağır nakliye helikopteri projesinde Boeing ve Alman firmalarının ortak çalışmasıyla Chinook üzerinde anlaşılmıştır. Bu helikopterlerin 2060 yılına kadar hizmette kalması ön görülmektedir. Ayrıca bu helikopterlerin Avrupa bölgesinde bir çok ülke tarafından kullanılıyor olması birlikte çalışabilirlik kabiliyetini artıracaktır. Taarruz helikopterleri için Airbus “Tiger” (Mark III) helikopterlerinin modernize edilmesi ve paralelinde UH-64 “Apache” helikopterlerinin tedariği değerlendirilmektedir. Almanya genel olarak bir uzun soluklu çözüm ile bir ara çözümü beraber götürerek kuvvet yapısını oluşturmaya çalışmaktadır.

Airbus H145M Hafif Destek Helikopteri

Hava Gücü:

Hava gücü yeni bütçenin en büyük harcama kalemi olacaktır. Tahsis edilen ilave savunma bütçesinin 33,4 milyar Avro’luk kısmı hava kuvvetleri tedarikleri için kullanılacaktır. Eskiyen Tornado uçaklarını değiştirmek için 35 F-35A ve 15 Eurofighter Typhoon’un elektronik harp varyantını satın alma kararı alınmıştır. Bu şekilde eskort karıştırma ve hedef bölgesinde karıştırma (eskort jammer ve close in jammer) kabiliyetleri kazanılacaktır.

Alman Hava Kuvvetleri Eurofighter Typhoon EF2000

Ukrayna Savaşı’nda Rusya’nın hava gücü çok kötü bir sınav vermiştir. Batı savaş uçaklarının (F-15/16/18, Rafale, Grippen, Eurofighter) herhangi birinin Rusya’ya karşı fazlasıyla yeterli olacağı görüşü hakim olmuştur. Bununla birlikte Almanya 35 adet F-35A tedarik kararı almıştır. Tek başına F-35’ler 4 ila 5 milyar Avro’ya mal olabilecektir. 35 F-35A fiyatına mevcut 4. nesil uçaklardan çok daha fazlası tedarik edilebilirdi ama bu tercih edilmedi. Almanya tam olarak F-35’in üretiliş amacına uygun olarak, NATO ve ABD eksenli bir birleşik harekatı AB çatısı altındaki birleşik harekata öncelemektedir. Bu durum reel politik açıdan önümüzdeki 20 yılının istikametini de göstermektedir. Ayrıca F-35’ler, Amerika tarafından sağlanan B-61 nükleer bombalarını kullanma yetenekleri nedeniyle mantıklıdır. Böylece Almanya hava harekatının neredeyse tüm görev tiplerini yerine getirebilecek bir kabiliyete sahip olacaktır. Almanya paralel bir süreçte Fransa ile birlikte FCAS (Future Combat Aircraft System) projesini de yürütmektedir. Ancak bu tür projelerin gerçekleşmesi uzun sürmektedir. F-35 A çözümü geçiş sürecinde bir ara tercih olarak gerçekleşecektir. F-35 sayısının az tutulmasının muhtemel sebebi de FCAS projesi olabilir.

F-35 Müşterek Savaş Uçağı

Silahlı ve Silahsız İnsansız Uçak Sistemleri, küçük dronlar ve gezici mühimmatlar tedarik planı içindedir. Aday sistemler; İsrail Heron ve Airbus Eurodrone insansız hava araçlarıdır.

Alman İnsansız Hava Araçları

Stratejik hava taşımacılığında A400M uçakları çoğu Avrupa ülkesinin olduğu gibi Almanya’nın da ulaştırma filosunun esas unsurlarıdır. Uçakların yeni olması sebebiyle acil bir iyileştirmeye ihtiyaçları yoktur. Bununla birlikte faaaliyet oranları artırılmalıdır. Ayrıca C-160 uçaklarının uzatılan ömürleri artık tahammül edilemeyecek sınırlara gelmiştir. Bu sebeple Güney Almanya’da ilave A400M hava ulaştırma filosunun kurulması planlanmaktadır.

Başarılı bir Hava ve Füze Savunma Mimarisi (HAFÜSA) ; derinliğine ve çok katmanlı silah sistem ailesini ve entegre erken ihbar radar ve sensör ağını zorunlu kılmaktadır. Almanya’nın tüm katmanlarda yetenek açıkları vardır. Bölge hava savunmasında Patriot sistemleri olmasına rağmen eskimiş ve faaliyet oranları oldukça azalmıştır. Nokta hava savunma sistemleri yok seviyesindedir. Tüm katmanlarda hava savunma sağlamak amacıyla TLVS (Taktisches Luftverteidigungssystem) taktik hava savunma sisteminin (MEADS dahil) devreye alınması ve İsrail Demir Kubbe sisteminin tedariği düşünülmektedir.

Alman Patriot Bölge Hava Savunma Sistemi

Deniz Gücü:

Alman donanmasının da ciddi kabiliyet açıkları vardır.  Bütçenin 8,8 milyar Avro’su deniz gücü planlaması için ayrılmıştır. Yeni fırkateyn türleri olan F126 ve F127 geliştirme çalışmaları devam etmektedir. F126 programı tek başına F-35’lerden daha pahalıya mal olacaktır. Almanya’nın deniz havacılığında P-3C uçaklarının eskimesiyle özellikle denizaltılara karşı ciddi bir kabiliyet açığı ortaya çıkmıştır. Bu açığı kapatmak için ilk başta beş adet olarak belirlenen P-8A satın alma kararı, şimdi on ikiye artırılmak istenmektedir. Baltık ve Kuzey Denizleri’nde güvenliğin sağlanabilmesi için Norveç ile yapılan işbirliğinin bir parçası olarak 2 denizaltı yerine 4 denizaltı alımı planlanmıştır.

Alman Deniz Kuvvetleri F-126 Fırkateyn Projesi

Müşterek Unsurlar:

Üç kuvvetin birlikte harekat icra etmesini sağlayacak müşterek unsurları kuvvet yapısının temelini oluşturmaktadır. Tüm sistemlerin birlikte çalışabilirliği ve tamamlayıcılığı müşterek harekatın başarısı için gereklidir. Bu kapsamdaki yetenekler, komuta-kontrol ve haberleşme sistemleri için 20,8 milyar Avro planlanmıştır. Bu bütçenin içinde siber savunma kabiliyetleri de vardır. Siber savunmanın taarruzi yönünü geliştirmek için yasal değişikliklere ihtiyaç duyulmaktadır. İstihbarat, Keşif, Gözetleme ve Haberleşme yeteneklerini geliştirmek ve uzaydaki varlığını kuvvetlendirmak için en yeni nesil askeri uyduların geliştirilmesi ve hazır alımı da da aynı bütçenin içindedir.

Lojistik açıdan; tüm silah sistemlerinde mühimmat stoklarının düzenlenmesi gerekmektedir. Mühimmatsız hiçbir silahın değeri kalmayacaktır. Derby (hava-hava füzesi), IAI “Barak 8” füzeleri, Rafael’in anti-tank füzeleri – “Gil” ve “Tammuz” gibi hava savunma sistemlerinin tedarik edilmesi değerlendirilmektedir.

Diğer Tedbirler:

Bürokrasiyi azaltarak savunmaya yönelik tedarik süreçlerini hızlandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde mevcut mevzuat ile tahsis edilen bütçenin harcanabilmesi mümkün değildir. Orta vadede, satın alma sisteminin temelden reforme edilmesi gerekmektedir. Buna, Alman Federal Meclisi’nin 25 milyon Avro üzerindeki alımlardaki onay süreci dahildir.

Savunma ile ilgili araştırmaları güçlendirmek için kolej ve üniversitelerdeki kısıtlamaların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Siber Güvenlikte Yenilik Ajansı ve Dtec.bw gibi mevcut kurumlar, bir federal silah yenilik ajansına (“Alman DARPA”) dönüştürülecektir. Bu yapılar altında yapılacak çalışmalar beklenmedik asimetrik teknolojilerle tanışmamıza vesile olabilir.

Güvenlik politikası araştırmaları, eğitimi ve ağ oluşturulması teşvik edilecektir. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Stiftung Wissenschaft und Politik’ten (SWP) gibi önemli güvenlik politikaları faaliyetleri desteklenecektir.

AB ülkelerinde savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirketler finansman olarak desteklenecektir. Üretimin ve lojistik desteklenebilirliğin mümkün olduğu kadar Almanya ve AB içinde ortak kabiliyetlerle çözülmesi hedeflenmektedir.

Sonuç:

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Alman savunma politikasını değişime zorlamıştır veya Almanya’nın beklediği fırsat ayağına gelmiştir. Yeni politikanın bir gereği olarak tahsis edilen savunma bütçesi Almanya’yı yedinci ülke sıralamasından dördüncülüğe yükseltecektir. İlan edilen bütçenin taslak bütçede olmaması bazı soru işaretleri oluştursa da parlemontonun ve halkın desteklemesi gerçekleşeceği yönündeki beklentileri artırmıştır.

Bir seferlik 100 milyar avro ve GSYİH’nın %2 ye çıkarılması devasa bir bütçe olsada kabiliyet açıklarını kapatmak için öncelik yapmak bir zorunluluktur. Kabiliyet açıklarına bakıldığında önceliği hava gücünün sonra deniz gücünün, en son da kara gücünün alacağı değerlendirilmektedir. Müşterek kabiliyetler olan Siber Güvenlik, Komuta-Kontrol, MEBS, İstihbarat, Keşif ve Gözetleme gibi kabiliyetlerde bütçenin dörttte birine denk gelmektedir. Almanya genel olarak bir uzun soluklu çözüm ile bir ara çözümü beraber götürerek kuvvet yapısını oluşturmayı hedeflemektedir. Uzun soluklu çözümler AB içinde çok uluslu projelerden (FCAS gibi) oluşurken, ara çözümler sınırlı hazır alımla (F-35 gibi) giderilmeye çalışılmaktadır. Bu bütçeyle kuvvet yapısı doğru bir şekilde oluşturulursa Almanya’nın sadece ekonomik değil, bir askeri güç olarak da NATO ve AB içinde etkisi artacaktır.

Yaşanan gelişmeler Almanya’nın “kazanan ülke olduğu” yorumlarını beraberinde getirmektedir. Almanya’nın, Avrupa’nın ortasında yeniden bir askeri güç olarak çıkabilme ihtimali bölgesel dengeleri etkileyecektir. Ancak Alman liderlerin söylemlerinden ve tedarik planlarından Almanya’nın güvenlik politikalarında önümüzdeki 20 yıl AB’yi ihmal etmeden NATO ve ABD ile beraber hareket edeceği anlaşılmaktadır. Bu konuda Rusya’nın nükleer bir güç olması Almanya’nın ise nükleer bir güç olmaması en önemli söylenmeyen gerekçelerden bir tanesidir.

Almanya, İkinci Dünya Savaşı sonrası önce NATO, sonra Avrupa Birliği şemsiyesi altında ön planda olan bir askeri varlık göstermese de devasa ekonomisi ve muhteşem mühendislik yetenekleriye mevcut her türlü silahı çok kısa sürede üretebilecek eşik teknolojilere sahiptir. Almanya’nın sahip olduğu sivil havacılık teknolojisi ve alt yapısı çok kısa zamanda çok gelişmiş (5. nesil) bir uçağı tek başına yapmasına imkan vermektedir. Almanya bugüne kadar bunu tercih etmemiştir. Çok uluslu projelerle çok taraflı bir politika izlemiştir. Kritik teknolojilerde karşılıklı bağımlılık oluşturmak barışı tesis etmede ve korumada etkili ve gerçekçi bir yol olarak seçilmiştir.

Leave a Comment